Tataristan gezilerinin “olmazsa olmazı”: Tarihte ilk müslüman Türk devletine başkentlik yapan Bolgar şehri

Baharla birlikte Tataristan gezginler için cazibe merkezi olmaya başlıyor. Siz de Rusya Federasyonu’na ilişkin  gezi planlarınızı Moskova ve St. Petersburg ile sınırlı tutmayın ve Tataristan’ı muhakkak katın. Tataristan’ın başkenti Kazan elbette böyle bir gezinin “taçdaki mücevheri” sayılır. Ama Kazan dışında görülmesi gereken yerlrin başında Bolgar şehri gelir.

İşte size bu konuda aydınlatıcı bilgiler içeren, Tataristangezi.com sitesinden aldığımız bir yazıyı paylaşmak istiyoruz. Tataristan hakkında geniş bir yelpazede çok değerli yazıların yer aldığı bu siteyi ziyaret etmenizi özellikle öneririz:

Bolgar Şehri, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde koruma altına alınan, Ortaçağ Avrasyası için çok önemli bir ticari merkezdir. Tarihte müslüman olan ilk Türk Devleti olarak kabul edilen İdil Bulgarları’na başkentlik yapan, Dîvan-ı Lügati’t-Türk’te ve İbn Fadlan Seyahatnamesinde adından söz ettiren bu tarihe yakından bakmak ve gezmek ilgi çekici bir deneyim olacaktır…

Başkent Kazan’dan 180 km’lik iki tarafı ağaçlarla kaplı huzurlu bir doğa manzarası eşliğinde karayoluyla ya da mevsim uygunsa İdil Nehri’nin ihtişamını seyrederek gemiyle ulaşılan bu şehrin özelliklerine göz atalım:

Ortaokuldan itibaren tarih kitaplarında görülen bir bilgidir, tarihte İslam’ı devlet dini olarak kabul eden ilk Türk topluluğu Bolgarlar’dır diye. Sıklıkla bugün bir Balkan ülkesi olan eski Osmanlı toprağı Bulgaristan akla gelir fakat kastedilen topluluk da coğrafya da farklıdır. Bugün Rusya Federasyonu’nun Tataristan Özerk Bölgesi sınırları içinde kalan antik Bolgar şehri bu devletin başkentidir.

Tataristan ve Rusya gezilerinin önemli bir uğrağı olan bu şehir arkeolojik kazılarla hala tarihi değiştiren yeni bilgilere gebe bir tarih yuvasıdır. Örneğin 2016 yılındaki kazılarda şehirde Vikinglere ait ticari ve şahsi eşyalar bulunmuştur. Vikingler’in yaşadığı asıl coğrafyanın bugünkü Danimarka, İsveç ve Norveç toprakları olduğu düşünülürse; Bolgar’ın nasıl büyük bir metropol ve ticari merkez olduğu daha iyi anlaşılır.

Şehir sekizinci yüzyılda İdil nehrinin kenarına Türklerin Kıpçak kolundan Bolgar halkının Kuzey’e göç eden kolunun yöneticisi Hakan Kotrag tarafından kurulmuştur. Bölgede yaşayan Fin ve Slav kökenli halkları da hakimiyeti altına alan Hakan Kotrag başkent ihtiyacını karşılayacak şehrin yapımına hız vermiştir. İdil Bulgarları bölgede başarılı bir tarım mekanizması vücuda getirmiş, İdil ticaret yolunun geçtiği önemli bir merkez halini alan şehir giderek zenginleşmiştir.

Bugün şehrin ihtişamına dair elimizde bulunan birçok belgenin başında ünlü Arap seyyahı İbn Fadlan’ın Seyyahatnâme’si gelmektedir. Onuncu yüzyıl başlarında sahip oldukları medeniyet ve zenginlikle dikkat çeken İdil Bulgarları, çevredeki askeri güç sahibi hanlık ve knezliklerin göz koyduğu bir yer haline gelmişti. Hazar ülkesinde karşılaştıkları Müslüman tüccarlar vesilesiyle İslamı bilen Bulgarlar, Abbasi Halifesi El-Muktedir’den kale inşası için mimarlar talep etti. El-Muktedir bu yardım karşılığında İslam’ın kabulünü şart koştu ve mimarlarla birlikte din adamları da gönderdi. İbn Fadlan, bu ekibin başında bir diplomat olarak geldiği Bulgar ülkesine seyyahatnamesinde geniş yer ayırmıştır.

Bu vesileyle 921 yılında İslam Dinini benimseyen Almış Han, Cafer bin Abdullah ismini alarak Bolgar’ı Tarihte İslamı benimseyen ilk devlet teşkilatı haline getirmiştir. Ünlü Türk sözlükçü ve bilim adamı Kaşgarlı Mahmud, 1072-74 tarihli Dîvan-ı Lügati’t-Türk’te Bolgar’dan “herkes tarafından bilinen, tanınmış bir Türk şehri” olarak bahsetmiştir Bu devlet yapısı 1236’da Cengiz Han’ın soyundan Batu Han şehri alana kadar devam etmiştir. Batu tarafından şehirde bir katliam yapılmış, kalan erkekler Moğol ordusuna katılmaya zorlanmıştır. Bu dönemde ticari fonksiyonunu Moğol ve Altınorda devletleri için sürdürmüştür. Bu iki Moğol hanedanının birer Türk devletine dönüşmesi İdil Bulgarlarının insan gücünü ve medeni birikimini kullanmalarıyla gerçekleşmiştir.

1399’da ilk kez Rus istilasına uğrayan şehir, Altınorda’nın yıkılması ile bir süre Kazan Hanlığına bağlanmıştır. 1552’de Kazan Hanlığı da yıkılınca Rus hakimiyetine girmek zorunda kalmıştır. Bu tarihten itibaren şehrin Türk ve Müslüman kimliği tahribe uğramış, ticari ve kültürel birikimi zarar görmüştür. Sehir, bugün Bolgar müzesinde sergilenen kalıntıların da işaret ettiği üzere Ortaçağ şartlarında temiz su dağıtıma ve kanalizasyon şebekesine sahipti.

Bugün, Ortaçağ’dan kalma birkaç camiyi, Keçe Minare’yi ve han türbesini barındıran şehirde 1732’de yapılmış bir kilise de mevcuttur. Yakın zamanlarda inşa edilen Beyaz Camii, eski han odaları ve çıkan kalıntıların tarihsel olarak derlendiği yerin altındaki yedi kattan oluşan oldukça ilginç, değerli eserlere sahip bir müze de şehirde bulunmaktadır. Dünyanın en büyük ebatlı Kur’an-ı Kerim’i de bu müzede sergilenmektedir. Yeraltına doğru yedi kat olarak tasarlanan müzesi, Bolgar şehrinin zengin arkeolojik birikimini tarihi devirlere göre anlatan felsefi bir mimari imgeye işaret etmektedir.

(kaynak: tataristangezi.com) Yazının orijinalinin linki için TIKLAYIN