Başkonsolos Dilmaç: “Minnihanov’un tavrı, Türk işadamları ve yatırımcılar için güvence”

Türkiye’nin Kazan Başkonsolosu Turhan Dilmaç, Radio Free (Azatlık Radiosı) Tatarca bölümüne verdiği özel demeçte, başta Alabuga’dakiler olmak üzere Tataristan’da faaliyet gösteren Türk şirketlerinin yaptırımlar karşısındaki durumu konusunda, “Sayın Cumhurbaşkanı Minnihanov’un tavrının Türk işadamları ve yatırımcıları için güvence teşkil ettiğini söyleyebiliriz” dedi.

Dilmaç’a yöneltilen sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:

Sayın Başkonsolos, Türkiye ile Rusya arasındaki uçak krizini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İki ülke ilişkilerini ilgilendiren yönlerinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası veçheleri bulunan bir meseleden bahsediyoruz.

Her hâlükârda konunun tartışılacağı veya karara bağlanacağı başkent Kazan değil. Ancak sorunuzdan faydalanarak, başta televizyonlar olmak üzere Rus basınının bilinen tavrı çerçevesinde görmezden geldiği bazı hususları kısaca belirtmek isterim.

Rus savaş uçağı kesinlikle Türk hava sahasını ihlal etmiştir. Türk hava sahasına girmeden önce uçağa müteaddit kereler uyarıda bulunulmuş, ancak yanıt alınamamıştır. 2012 yılında uluslararası havasahasında bir Türk uçağı Suriye tarafından düşürülmüş ve iki Türk pilot şehit olmuştur. Bu tarihten sonra Türkiye angajman kurallarını değiştirmiş ve bunu dünyaya ilan etmiştir. Savaş uçaklarının daha önce de yaptıkları Türk hava sahası ihlalleri konusunda Rus tarafının dikkati en üst düzey de dahil olmak üzere çekilmiştir.

Düşürüldüğü sırada uçağın milliyeti, dolayısıyla RF savaş uçağı olduğu bilinmemekteydi. Bu durumun açıklığa kavuşmasının ardından, Türkiye’de uzun bir süre sonra Hükümet kurma çalışmalarının tamamlandığı o günde, Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Putin ile telefon görüşmesi yapma talebinde bulunmuş, fakat yanıt alınamamıştır. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Sayın Başbakanımız ve Sayın Bakanımız dahil pek çok yetkilimiz Türkiye’nin sınırlarını koruma hakkını kullandığını, ancak olaydan ve can kaybından üzüntü duyduklarını dile getirmişlerdir. Hayatını kaybeden Rus savaş pilotu Türkiye’ye getirildikten sonra Türk ordusunun askeri töreniyle Rusya’ya gönderilmiştir.

Rusya biliyorsunuz 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren özellikle Türk mallarına, turizmine ve inşaat sektörüne yaptırımlar uygulamaya başladı. Bu yaptırımların etkisi ne oldu?

Yaptırımlar konusunda ilkesel bir tutumu öncelikle ortaya koymak gerektiği görüşündeyim.
“Günümüzün karşılıklı-bağımlılık dünyasında siyasi baskı için kullanılan ekonomik yaptırımların bunu uygulayan ülkelerin iş dünyası ve ekonomisi için bumerang etkisi olacaktır.”

Bunlar Sayın Putin’in 2014 yılında St. Petersburg Ekonomi Forumu’ndaki konuşmasında belirttiği hususlar. Sayın Putin, birkaç gün önce bir Alman gazetesine verdiği mülakatta da yaptırımları safça kararlar ve zararlı olarak tanımladı.

Biz aynen bu görüşlere katılıyoruz ve BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlar dışında yaptırım uygulamıyoruz. Zaten bu anlayıştan yola çıktığımız için Kırım konusundaki hassasiyetimize ve malum görüşlerimize rağmen, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlara iştirak etmedik. Biz yine bu tutarlı tavrımıza uygun olarak farklı dönemlerde ciddi sorunlar yaşadığımız başka ülkelere de herhangi bir ekonomik yaptırım uygulamadık.

Yaptırımlara sıcak bakmamamızın bir başka sebebi bu yolla kendi halkımıza da zarar vereceğimizi biliyor olmamızdır. Başka ülkelere uygulayacağınız yaptırım karşı tarafı etkilerken, aynı zamanda örneğin enflasyona, dolayısıyla vatandaşlarınızın bazı temel ürünleri daha pahalıya satın almalarına ya da istihdam kaybına neden olacaksa, biz bunda bir anlam göremiyoruz.

DTÖ kurallarıyla çelişmemek kaydıyla yaptırım uygulamak Rusya’nın kendi tercihidir, ancak bunların etkisinin karşılıklı olacağı aşikârdır.

Başta tarım ve turizm sektörleri olmak üzere Rus yaptırımlarının olası tesirlerine karşı Hükümetimizin telafi edici tedbirler aldığını ve alacağını Sayın Başbakanımız açıkladı.
Bir de yaptırımların etkisini konuşurken şu hususu dikkatten kaçırmamak gerektiği görüşündeyim. Rusya’ya yaptığımız ihracat ekonomik sebeplerle ve Rus pazarının talebinin azalması nedeniyle zaten son iki yıldır düşme eğilimindeydi. Aynı şekilde, bu olaylar yaşanmasaydı dahi Ruble’nin değer kaybetmesi ve alım gücünün düşmesi nedeniyle ne yazık ki ülkemizi ziyaret eden Rus misafirlerimizin sayısı da son dönemde azalma eğilimi gösteriyordu.

Biz her zaman Rus halkı bizden sağlıklı, kaliteli ve ucuz tarım ürünleri satın alsın, Rus misafirlerimiz kalite/maliyet açısından en uygun imkânları sunan Türk turizm sektöründen faydalansınlar isteriz, ancak belki de bu yeni durum hem tarım, hem turizm sektörlerimizin yeni pazarlar bulmaları ve pazar alternatiflerini çeşitlendirmeleri için imkân yaratacaktır.

Tataristan Cumhuriyeti’ndeki yabancı yatırımların %23’ünü Türkiye yapıyor, bu yaptırımlar Türk-Tatar ilişkilerini etkiledi mi?

Biz Türk şirketlerinin Tataristan’daki en büyük yabancı yatırımcı olmalarından mutluyuz. Bu yatırımları her zaman teşvik ettik. (Hatta bir önceki Ekonomi Bakanımız Sayın Zeybekci, Alabuga’daki devasa tesisleri gördüğü zaman “biz size tamam gidin yatırım yapın dedik, biraz abartmışsınız, ancak sorun değil komşumuz Rusya’da ve kardeşimiz Tataristan’da yatırımlara devam edebilirsiniz” diyerek latife etmişti.)

Şu hususun altını çizmek lazım, Tataristan’daki Türk yatırımları her şeyden önce Rusya ekonomisine fayda sağlamaktadır. İstihdam yaratmakta ve yeni teknolojiler getirmektedir. Ayrıca petrol ve petro-kimya sektörleri dışında yapılan yatırımlar oldukları için Tataristan ve dolayısıyla Rusya ekonomisinin çeşitlenmesine katkıda bulunmaktadırlar.

Şimdiye kadar bu yatırımlarla ilgili somut bir sıkıntı ile karşılaşılmadı. Hatta daha önce görev yaptığım ülkelerdeki bazı dostlarım benimle temas kurarak Tataristan’da pek çok Türk yatırımı olduğunu bildiklerini, bir sorun yaşanması durumunda kendilerinin bu tesislere evsahipliği yapabileceklerini belirttiler. Ben kendilerine böyle bir durumun sözkonusu olmadığını söyledim.

Tataristan’ın yatırım imkânları bakımından Türkiye’deki imajı Sayın Cumhurbaşkanı Minnihanov ve ekibinin gayretli çalışmalarından dolayı çok parlak. Sürecin bu imaja zarar vermemesini umuyorum.

Zira Tataristan’da yaşanmamış olsa bile Türkiye’deki insanların aklında, Rusya’ya yatırım fuarına gelmiş, ancak vize ihlali yaptıkları gerekçesiyle FMS’nin toplama kampına götürülen işadamları ya da fabrikası basılan, kendilerine baskı yapılan müteşebbisler kaldı. Yabancı sermaye zaten çok ürkektir. Rusya genelinde yaşananların başka yabancı ülke yatırımcılarınca da yakından izlendiğini tahmin etmek güç değil.

Yaptırımlar konulmadan önce başka Türk şirketlerinin de Tataristan’da yeni yatırım projeleri gerçekleştirmek niyetinde olduklarını bu vesileyle hatırlatmak istiyorum.

Türkiye’ye birçok kez gidip Türk işadamları, Cumhurbaşkanı, Başbakanı ile birebir birçok kez görüşen ve Türk yatırımlarını Rusya’ya ve özellikle Tataristan’a çekmede büyük bir rol oynayan Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov ile bu kriz sırasında görüşmeler oldu mu, onun Kazan’daki Türk işadamlarına yaklaşımı nasıl oldu?

Daha önce de ifade ettim, Tataristan’ın ekonomi alanındaki başarısı ve yabancı yatırım çekmedeki becerisi Sayın Cumhurbaşkanı Minnihanov ve ekibinin gayretleri sonucudur.

Birinci Cumhurbaşkanı Sayın Şaymiyev’in oluşturduğu sağlam temel üzerinde Sayın Minnihanov’un gösterdiği çaba sonucunda Türk iş dünyası Tataristan’a büyük ilgi gösterdi.

Sayın Minnihanov’un basına yaptığı açıklamalarda tüm yabancı yatırımcılara ve Tataristan’da faaliyet gösteren Türk şirketlerine güvence verdiğini, siyaset ile ekonomiyi ayırmak gerektiğini ifade ettiğini, ayrıca Türk ve Tatar halkları arasındaki özel bağlara atıfta bulunduğunu biliyoruz.

Ben başta Alabuga’dakiler olmak üzere Tataristan’da faaliyet gösteren şirketlerimizin bu süreçte hem Cumhurbaşkanlığı, hem ilgili Bakanlıklarla temas halinde olduklarından haberdarım.

Sayın Cumhurbaşkanı Minnihanov’un tavrının Türk işadamları ve yatırımcıları için güvence teşkil ettiğini söyleyebiliriz.

Uçak krizi dolayısıyla Türkiye ile Tataristan Cumhuriyetleri arasındaki kültür-eğitim ilişkilerinde nasıl sorunlar oldu? Varsa, bu sorunları aşmak için neler yapılabilir?

Ortak tarih, dil, kültür ve dine sahip Türk ve Tatar halkları arasında doğal olarak sıkı kültür ilişkileri de mevcut.

Son gelişmelerin bir miktar da olsa bu ilişkiler üzerinde etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Örneğin, RF Eğitim Bakanlığı’nın talebi üzerine Türk üniversiteleriyle ikili işbirliği protokolleri dondurulduğu için KFÜ bünyesindeki Yunus Emre Türkiye Araştırmaları Merkezi’nin faaliyetleri durduruldu. Bu arada farklı bir statüde faaliyet göstermekle birlikte Rusya’nın Ankara’daki Kültür Merkezi çalışmalarına devam etmektedir.

Eğitim alanında başta KFÜ olmak üzere Kazan’daki üniversitelerde eğitim alan Türk öğrencilerin bazı sorunları oldu. Son olaylardan ziyade üniversitelerin öğrenci işleri biriminin verimli şekilde çalışmamasından kaynaklanan bu sorunlar zaman içinde giderildi.

Rusya genelinde başka şehirlerde Türk öğrencilerin yaşadıkları türden, polislerin arama köpekleriyle yurtları basması, okuldan ayrılmak zorunda bırakılmaları ya da sorgulanmaları gibi sorunlar Kazan’da yaşanmadı. Buna mukabil, ikili işbirliği protokolleri kapsamında Tataristan’da bulunan 6 değişim öğrencisi ile 1 öğretim görevlisi Kazan’dan ayrılmak zorunda kaldı.

Öte yandan, Yüksek Öğretim Kurumumuz bu süreçte bir açıklama yaparak Türkiye’de eğitim alan Rusyalı öğrencilerin ailelerinin bizlere emaneti olduklarını ve hiçbir sorunla karşılaşmayacaklarını duyurdu.

Kültür ve eğitim alanında karşılaşılan tüm bu sorunların dönemsel olduğu ve aşılacağı kanaatindeyim. Bu alanlardaki ilişkilerimizin sağlam bir zemini var, bu zemin üzerinde kısa sürede ilişkiler eskisinden çok daha iyi seviyeye gelecektir.

Kardeşlik bağlarımızın oturduğu zeminin sağlamlığını gösteren sembolik bir olay olması bakımından UNICS Kazan basketbol takımının sorunun en sıcak olduğu dönemde Türkiye’ye gittiği zaman “Tataristanlı dostlarımız Trabzon’a hoşgeldiniz” pankartıyla karşılandığını anımsatmak istiyorum.

Rusya Kültür Bakanlığı TÜRKSOY’a üye Rus Cumhuriyetlerini üyelik ilişkilerini dondurmaya çağırdı. Şu anda Tataristan ile TÜRKSOY arasındaki ilişkiler ne durumda?

Bu soruyu Tataristan Kültür Bakanlığı’na ve TÜRKSOY’a sormanız gerekiyor. Bu konuda şöyle bir genel yanlış anlama diye düşünüyorum. TÜRKSOY Türkiye’nin bir kuruluşu değildir. TÜRKSOY, Türk dili konuşan ülke ve federe Cumhuriyetleri bir araya getiren bir uluslararası kültür teşkilatıdır. Bu açıdan UNESCO’ya benzetilebilir. TÜRKSOY’un Genel Sekreteri Kazakistanlı bir sanatçı olan Düşen Kasyanov’dur.

Dolayısıyla, Türkiye’ye karşı alınan yaptırımlar kapsamında RF Kültür Bakanlığı ile de işbirliği protokolü bulunan bu uluslararası teşkilatla ilişkilerin neden sorgulandığını anlamlandırmak zor.

2014 yılında Kazan TÜRKSOY’un Türk Dünyası Kültür Başkentliğini başarılı bir şekilde yapmıştı. Bu yılki başkentliği Ufa’nın üstlenme niyeti vardı. Yaptırımlardan dolayı bunun mümkün olmadığı anlaşılıyor. Aslında Ufa böylelikle BRICS ve ŞİÖ Zirveleri’nin ardından bir başka uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacaktı. Bu gerçekleşmemiş oldu. Ancak, böylelikle Türkiye’ye nasıl bir yaptırım uygulanmış olduğunu şahsen ben anlayamadım.

Türkiye Cumhuriyeti Kazan Başkonsolosu olarak Türkiye-Tataristan Cumhuriyeti arasındaki hem kültürel hem ticari ilişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Diplomatlar her zaman ümitli olmalıdırlar ve etraflarına umut vermelidirler. Ben mesleğimin bu gereğinin ötesinde, Türkiye-Rusya ilişkileri kapsamında kardeş Türkiye ve Tataristan’ın ilişkilerinin daha da gelişeceğine samimiyetle inanıyorum.

Yazının linki:

http://www.azatliq.org/content/article/27488353.html